Barbaros'tan inciler
| Print article | This entry was posted by Barbaros on 21 Ocak 2010 at 02:06, and is filed under Gördüm Geçirdim. Follow any responses to this post through RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |
Barbaros'tan inciler
Yazmayalı baza uzun bir süre olmuş şaka maka, 23 Mayıs’tan bugüne kadar boşlamışım blogu. Hiç yakıştıramadım kendime aslında, ama beni biraz tanıyan ne kadar maymun iştahlı olduğumu bilir, açmışım blogu yazmışım iki üç tane yazı, ohh gel keyfim gel. Tabi olmaz böyle, nereye kadar sallayabilirim ki yapmam gereken işleri. Yumurtanın kapıya dayanması lafına inanırım, sık sık başıma da gelir. Neyse uzunca bir aradan sonra tekrar bloguma dönmüş bulunuyorum, sanki gidebileceğim başka yer var da ….
Dükkanlar, mağazalar vs. camlarına yazı yapıştırırlar, o yazı ya tadilattayız olur ya da 100 metre ileri taşındık. Taş çatlasa 250 metreden uzağa taşınmaz hiç bir dükkan. Mesela Kadıköy’deki bir dükkanın camında şöyle bir kağıt var : “Taşındık, yeni yerimiz Cihangir’de “. Kim bilir ne kadar yol katetmişsindir o dükkana gitmek için, onlar ise gidip nereye taşınmışlardır. Hani 250 metre ilerisi, cami yanı filan kabul edilebilir de arkadaş Cihangir’e neden taşınıyorsun?
Uzunca bir süre kapalı kalan dükkanlar açılışlarını büyük bir şenlikle kutlar, işte 5 ay sizden ayrı kaldık, alın bol bol indirim, bedava patates börek çörek, gözünüzü boyuyoruz. Saldırır insanlar da dükkana, eğer kıyafet vs. satılıyorsa hele, tam bir izdiham yaşanır, teyze alır eline ayakkabıyı, bakar 100 lira, tabi her tarafta %50 indirim yaptık, şok damping filan yazar. Neyse, teyze alır eline ayakkabıyı, bakar fiyatı 100 lira, aaa çok ucuz der, ben 5 ay önce bu dükkana gelmiştim o zaman da 100 liraydı, 5 ayda herşeye zam geldi ama bunlar indirim yapmışlar der alır ayakkabıyı kasaya koşar. İşte ben kendi blogum için öyle birşey yapmayacam. 1 sene önce neyse şimdi de o, 1 senelik ayrılık sırasında site ile ilgili bişeyler düşündüm mü, yoo ona da hayır. Bir kere tema değiştirdim sadece, o da sayılmaz zaten fasulye misali.
Sözün özü, 1 sene sonra tekrar karşınızdayım ama pek birşey değişmedi, en azından blog ile ilgili değişmedi. Belki de değişmiştir, ben bilmiyorumdur. Kendim hakkında bir sürü şey değişti orası kesin, zamanla (birer sene arayla değil tabi) onlardan da bahsedecem. Kısaca bloga daha çok önem verecem, tembelliği bırakacam, silkinecem kendime gelecem. Tembel olmak gerçekten zormuş, onu anladım, 4 ay doya doya yaz tatili yaptıktan sonra ben kendime gelemedim, hala aynı hayal aleminde yaşıyorum, bu hiç de güzel birşey değil tabi ki.
Değişikliklerden bahsetmişken, hepsi yavaş yavaş olacak, ama ufak bir teaser vereyim de salyalarınız aksın, hani blogumda yazdığım Pasoyu Keserler yazım var ya, yine benzer bir olay oldu. Bu sefer pasoyu kimse elimden almadı, ben kendim otobüste düşürdüm. Yani koskoca 1 senede pasomu kaybetmedim sadece ama nedense hep paso ile ilgili olaylar beni buluyor.
Kendinize iyi bakın (kime diyorum ben de bilemedim)
Barbaros
(mektup yazar gibi oldu da neyse)
| Print article | This entry was posted by Barbaros on 21 Ocak 2010 at 02:06, and is filed under Gördüm Geçirdim. Follow any responses to this post through RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
Geçen hafta (yanlış hatırlamıyorsam salı günü) Taksim’e gitmeye karar verdim. Bir nevi turistik gezi olacaktı sözde. Hava güneşli, kuşlar filan cıvıldıyor herşey mükemmel derken 4 Levent Metro durağında bütün günümün içine turp suyu sıkıldı. Bütün zevkim tamamen kaçtı, tam bir sinir küpü haline geldim. Malumunuz 2008 öğrenci pasoları artık kullanılmıyor, üniversiteler de 5 lira karşılığında