Barbaros'tan inciler
Barbaros
Bu kullanıcı herhangi bir kişisel bilgi paylaşmamış
Barbaros tarafından yayınlananlar
Sudan ucuz Apple’lar
6 Ağu
Barbaros tarafından Markalar Diyarı kategorisinde yayınlanmıştır
Başlığı görünce heyecanlandığını itiraf edebilirsin. Tek başına değilsin heyecanlanma konusunda, yok ben heyecanlanmadım hemen sırnaşma öyle. Apple’ı ve ürünlerini sevmem, sanırım bunun ana sebebi ise Bilkom’un Türkiye’de izlediği politikadan kaynaklanıyor. Apple’ı sevip de Bilkom’u sevmeyen tonla insan vardır adım gibi eminim. Aslında gayet de haklılar sevmemekte. Neyse, ben Bilkom’un izlediği politikayı ve neden sudan ucuz Macbook, iMac, iPhone, iPad vb. ürünlerin Türkiye’de satılamayacağını anlatayım.
More >
Adidas ayakkabı modelleri
6 Ağu
Barbaros tarafından Markalar Diyarı kategorisinde yayınlanmıştır
Herkes bilir, Adidas kaliteli ayakkabılar üretir (en azından bana göre öyle). Hatta farklı renk ve modellerde çok güzel ayakkabıları vardır, Adidas’ın online kataloğundan bakarken herkesin salyası akar, “bu ayakkabı ne süpermiş der vs.” Ama gel gör ki bu salya akıtan modeller Türkiye’de bulunmaz. Uzun uğraşlar sonucu birçok spor mağazası gezilir, ama hep aynı modeller vardır ve bu hayal kırıklığı yaratır. İşte bunun sebebini merak eden siz okurlar, ekranlarınıza daha da yaklaşın ve yazıyı okumaya devam edin…
More >
Ordu’ya mektup
6 Ağu
Barbaros tarafından Ortaya Karışık kategorisinde yayınlanmıştır
Sevgili Ordu , (şehir olan değil, TSK’ nın Ordu’su )
Acemi birliklerinin açıklanmasına 4 gün kala, sana mektup yazmaya karar verdim. Malum 12 Ağustos’ta Ordu’ya teslim olacam, aradaki bekleme süreci gayet sıkıntılı geçiyor. Ben de, eline hiç ulaşmayacak olan bu mektubu yazayım, içimi dökeyim dedim. Zaten havalar sıcak, 335. kısa dönem kavrulacak bu yaz sıcağında, belki insafa gelirsin diye düşündüm.
More >
Burger King’e hijyen dersi
31 Tem
Barbaros tarafından Markalar Diyarı kategorisinde yayınlanmıştır
“Burger King gibi büyük bir firmaya hijyen dersi vermek sana mı düştü be” diyenlere selam ederim ilk önce. Cevap olarak, evet bana düştü demek istiyorum, çünkü gördüğüm kadarıyla Burger King çalışanları hijyene yeterince önem vermiyor, belki de Burger King çalışanlarına hijyen dersi vermiyor bile. Son zamanlarda yapmış oldukları ücretli sos olayından daha çok ses getirir mi bilemem ama, kesinlikle hijyen, bedava soslardan daha önemli bence. Zaten Burger King çalışanlarının tavır ve tutumlarından bahsetsem ayrı bir yazı ortaya çıkar, bundan dolayı Burger King’in hijyen konusunda ne kadar dikkatli (!) olduğunu anlatmaya başlıyorum.
More >
İstanbul’dan sevgilerle…
18 Haz
Barbaros tarafından Ortaya Karışık kategorisinde yayınlanmıştır
İstanbul’la ilgili düşüncelerimin ve hislerimin tamamını anlatmak istesem heralde gerçekten uzun bir yazı ortaya çıkar. Bundan dolayı az ama öz yazmayı deneyecem. Doğma büyüme İstanbul’lu biri olarak bu şehrin bana hissettirdikleri diğer insanlara hissettirdiklerinden biraz daha farklı olacaktır büyük bir ihtimalle. Gerçi artık İstanbul’un adını bilmeyen, hatta gezip görmeyen bile yok. O kadar popüler bir şehir ki, adı metropol oldu, kimilerine göre ise başlı başına bir ülke. İstanbul’u görmek için gelen yerli yabancı bir sürü insan var, tam olarak rakamı bilmesem de İstanbul’da kısa bir tur atarsanız rakam hakkında ufak bir fikriniz olabilir. Hatta İstanbul’a aşık olup, kendi ülkesini bırakıp İstanbul’a yerleşen, başka şehirden İstanbul’a göç edenler bile var, o derece popüler bir şehir anlayacağınız. 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilerek de popülerliğini resmileştirmiş oldu.
Dediğim gibi doğma büyüme İstanbul’luyum, ömrümün 1.5 senesini yurtdışında yaşayarak geçirdim, hani başka ülkeleri anlata anlata bitiremeyiz ya, ilk başta gerçekten de öyle oluyor. Ama daha sonra asıl yaşadığım şehri, İstanbul’u özlemeye başladığımda kıyaslamalar da başlamış oluyor. İstanbul’da olsa böyle olur, şöyle olur gibi. Zaten tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı misali İstanbul’a döndüm 1.5 sene sonra. İlk başlarda, o her gün üzerinizden geçtiğiniz Boğaz Köprü’sü, yürüdüğünüz yollar tekrar anlam kazanıyor, hayat sıradanlaşmaya başladığında ise İstanbul’a ait güzellikleri unutuyorsunuz, ah be şu trafik, nasıl kalabalıktır bu yahu diyerek şikayet ediyorsunuz. Bu sorunu ben şöyle çözdüm, arada derin bir nefes alıp, nerede olduğunuz farketmez, tekrar etrafınıza bir göz attığınızda İstanbul’da yaşamanın güzelliklerini farkediyorsunuz. Başka ülkeden gelince İstanbul’un değeri artıyor orası kesin, peki ya başka bir şehre gittiğinizde neler oluyor ? 2 sene üniversite sebebiyle İstanbul dışında yaşamak zorunda kaldım, öyle daha da zor oluyor, iki haftada bir İstanbul’a gitmek yeterli gelmiyor.
Uzun lafın kısası, nerede olursanız olun, nereye giderseniz gidin, dönüp dolaşacağınız yer İstanbul olacaktır, hemen olmasa bile kıyaslama yapmaya başladığınız zaman İstanbul’u ziyaret etmenin vakti gelmiş demektir. Yazımı burada bitirirken İstanbul’da gezilip görülmesi gereken yerlerden biri olan Kız Kulesi’nin kendi çektiğim fotoğrafını ekliyorum. Kız Kulesi ve daha nice yer var İstanbul’da görülmesi gereken, onlardan da bahsedersem yazının ne kadar uzayacağını siz düşünün. Neyse, siz Kız Kulesi’nin fotoğrafına bakıp her nerede olursanız olun İstanbul’u bir kez daha hatırlayın.
İstanbul’dan sevgilerle…
Eskişehir izlenimlerim
19 May
Barbaros tarafından Gördüm Geçirdim kategorisinde yayınlanmıştır
Tam yazı dizisi kıvamında oldu blogum, hikayenin başını merak edenler bir önceki “Ankara’dan kısa kısa” yazımı okuyabilirler. Yok biz Eskişehir görüşlerini merak ediyoruz derseniz buyrun devam edelim buradan: AŞTİ’ye gidince otobüs firmalarının gişesine yöneldim, dedim Eskişehir’e kesin bilet vardır, cuma akşamı kim gider ki. Aksine herkesin gideceği tutmuş, otobüslerde yer yok. Ucuz bilet diye etrafta gezinen adamlardan biri kalkacak otobüs var, ona yetiş sen dedi. Sırtımda 9.3 kiloluk çanta ile (hava alanında uçağa binmeden önce tarttırmıştım), üzerimde gömlek, kumaş pantalon ve ayakkabı AŞTİ’ de koşturan bir manyak gördüyseniz, işte o bendim. Koşturarak otobüse yetiştim, tek kişilik yer kalmış, hemen geçtim oturdum. 3 saatlik bitmeyen yolculuğun ardından Eskişehir’e vardım. Bu arada otobüsler artık iyice modern olmuş, en dandik otobüste bile koltuğun arkasında ufak televizyon var, istediğin şeyi izleyebiliyorsun, ben 2 tane film izledim giderken. More >
Ankara macerasından kısa kısa
19 May
Barbaros tarafından Gördüm Geçirdim kategorisinde yayınlanmıştır
O kadar sene oldu, toplasan Ankara’ya 5-6 kere gitmişimdir. İlk gitme tarihim ve sebebim, çoğu kişide aynıdır bu sebep muhtemelen, Anıtkabir ziyaretidir. Anıtkabir’e gidilir, etraf görülür, gezilir, anlamı, önlemi dinlenir, ondan sonra da kalan vakitte şehir gezilir. İlkokul 5′te gitmiştim sanırım ilk kez Ankara’ya, o zamandan aklımda pek birşey kalmadı ama, ince uzun bir binanın tepesindeki balkona asansörle çıkıp, oradan tüm Ankara’yı kuş bakışı şekilde görmüştük. (O binanın adı Atakule’imiş, şimdi hatırladım) Manzara muhteşemdi, kenardan aşağı baktığımda bir garip oldum, sanırım ilk kez yükseklikle aramın pek iyi olmadığını o zaman anladım. More >
Muhabbet güzel şey
30 Oca
Barbaros tarafından Tavsiye Ediyorum kategorisinde yayınlanmıştır
Adam gibi muhabbetten daha güzeli var mı bu dünyada ? Cevabı ben vereyim, aslında yok. Ama muhabbetin de kalitelisi önemli tabi. Her şeyin başında doğru düzgün konuşabileceğin, sevdiğin insanlar olmalı etrafında. Zorunlu olmasa da muhabbetin en koyusunu yaratmak için ortak şeyler yaşadığınız kişilerin yanınızda olması aslında en iyisi. Böylece herkes kendi yaşadıklarını anlatırken muhabbetin belirli bir kısmında herkes birlikte ” evet, böyle böyle yapmıştık, taa nerden nereye diyebilsin.” Bunun dışında muhabbetin konusu da kalitesine etki eder. Günlük hayatta bakkal Hayri Amca ile birlikte konuştuğunuz şeylerden muhabbet etmek belli bir süre sonra size zevk vermez. En güzeli sizde daha çok hatırası olan fakat sadece bazı kişilerle paylaştığınız konulardan bahsetmektir. Bu sayede muhabbetin tadı daha bir güzel olur, tadından yenmez.
Muhabbet etmek için gereken kişileri etrafımıza topladığımıza göre, bir de bu muhabbetin yapılacağı ortam olması gerekir. Ne çok sessiz sakin, ne de çok gürültülü. Yani 5 – 6 kişi toplanıp (daha az ya da daha çok da olabilir tabi) bara giderseniz, hele ki Cumartesi akşamı ise, bulunduğunuz barda kimse kimseyi duymaz, herkes kendi başına konuşur, kısaca onun adı muhabbet olmaz. Biri der ki “abi yandaki kıza bak”, öbür arkadaşınız ise garsona sipariş vermeye çalışır. Burada bizim kültürümüz devreye giriyor aslında. Buraya kadar yazı azıcık uzadı ama işte asıl nokta burası. “Rakı sofrası” kültüründen bahsediyorum tabiki de. Sevdiğiniz, muhabbetin dibine vurabileceğiniz insanlarla aynı masada bulunduğunuzda masada olması gereken en önemli şey “rakı”dır tabi ki. Herkesin damak zevki farklıdır tabi ama en azından ben “Yeni Rakı” dan şaşmam.
Neyse arkadaşlarımızı masaya topladık, muhabbet konusu tamam, “Yeni Rakı” mızı da masaya koyduk, eksik kalan şey, masayı düzgün bir şekilde donatmaktır. Burada yukarda bahsettiğim rakı kültümüz devreye giriyor. Bir rakı masasında, kesintisiz muhabbet olması için gereken şeyler, bolca meze, kavun, beyaz peynir ve balıktır. Bu tabi kısa bir liste, zevke göre, uzayabilir, ki mutlaka da uzayacaktır. Bu sayede kaliteli ve kesintisiz bir muhabbet için gereken şartları sağlamış bulunuyoruz. Bundan sonra yapılacaklar ise “Yeni Rakı” mızın tadını çıkartarak muhabbete dalmaktır. Bu arada söylemeyi unuttum, rakı masamızın manzarası varsa, daha da kral olur aslında.
Bu mutlu tabloyu bozabilecek tek şey ise masadaki “Yeni Rakı” nın bitmesidir, ama merak etmeyin, garsona işaret edersiniz hemen size “Yeni Rakı” getirir tekrardan, ya da birinin masayı kısa bir süreliğine terkedip “Yeni Rakı” getirmesi gerekir, ondan sonra muhabbet kaldığı yerden devam eder.
Sonuç olarak, muhabbet güzel şey…
Vodafone reklamın kulağına su kaçırırsa
21 Oca
… hiç de güzel şeyler olmaz aslında. Zira bunun örneğini bugün gördük. Nerelerde gördük diyenler için ise aşağıda reklamların resimlerini ekleyecem. Yani siz de vodafone reklamlarını görebileceksiniz ama reklamlar tüm sayfanızı kaplamayacak. Evet, Vodafone tam sayfa reklam vermiş bazı sitelere. Gayet normal reklam bu, parasını veriyorsa vs. yorumları yapmadan önce şuna da dikkat etmek gerekiyor. O tam sayfa reklamların “Kapat” yazılı bir yazısı var tıklayınca reklam kapanıyor, ama Vodafone reklamlarında öyle birşey yok. More >
Tembellik zor zanaat
21 Oca
Barbaros tarafından Gördüm Geçirdim kategorisinde yayınlanmıştır
Yazmayalı baza uzun bir süre olmuş şaka maka, 23 Mayıs’tan bugüne kadar boşlamışım blogu. Hiç yakıştıramadım kendime aslında, ama beni biraz tanıyan ne kadar maymun iştahlı olduğumu bilir, açmışım blogu yazmışım iki üç tane yazı, ohh gel keyfim gel. Tabi olmaz böyle, nereye kadar sallayabilirim ki yapmam gereken işleri. Yumurtanın kapıya dayanması lafına inanırım, sık sık başıma da gelir. Neyse uzunca bir aradan sonra tekrar bloguma dönmüş bulunuyorum, sanki gidebileceğim başka yer var da ….

