<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Barbaros B-Log</title>
	<atom:link href="http://barbaros.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://barbaros.gen.tr</link>
	<description>Barbaros&#039;tan inciler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Aug 2010 15:36:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sudan ucuz Apple&#8217;lar</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/85-sudan-ucuz-applelar.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/85-sudan-ucuz-applelar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 15:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Markalar Diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[apple fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[apple ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilkom]]></category>
		<category><![CDATA[index bilgisayar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[Başlığı görünce heyecanlandığını itiraf edebilirsin. Tek başına değilsin heyecanlanma konusunda, yok ben heyecanlanmadım hemen sırnaşma öyle. Apple&#8217;ı ve ürünlerini sevmem, sanırım bunun ana sebebi ise Bilkom&#8217;un Türkiye&#8217;de izlediği politikadan kaynaklanıyor. Apple&#8217;ı sevip de Bilkom&#8217;u sevmeyen tonla insan vardır adım gibi eminim. Aslında gayet de haklılar sevmemekte. Neyse, ben Bilkom&#8217;un izlediği politikayı ve neden sudan ucuz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/apple.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/apple-150x150.jpg" alt="" title="Apple" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-86" /></a>Başlığı görünce heyecanlandığını itiraf edebilirsin. Tek başına değilsin heyecanlanma konusunda, yok ben heyecanlanmadım hemen sırnaşma öyle. Apple&#8217;ı ve ürünlerini sevmem, sanırım bunun ana sebebi ise Bilkom&#8217;un Türkiye&#8217;de izlediği politikadan kaynaklanıyor. Apple&#8217;ı sevip de Bilkom&#8217;u sevmeyen tonla insan vardır adım gibi eminim. Aslında gayet de haklılar sevmemekte. Neyse, ben Bilkom&#8217;un izlediği politikayı ve neden sudan ucuz Macbook, iMac, iPhone, iPad vb. ürünlerin Türkiye&#8217;de satılamayacağını anlatayım.<br />
<span id="more-85"></span><br />
Bana anlatılan bir olayı sizle paylaşacam, kaynak göstermeden alıntı olmaz, ondan dolayı buradan <a href="http://www.osman.gen.tr">Osman Üngür</a>&#8216;e, bu durumu bana anlattığı için teşekkür ederek açıklamaya başliyim. Yüksek fiyatların ilk sebebi tabi ki ülkemizdeki vergiler, ülkemizde deli gibi vergi alındığı için özellikle elektronik ürünlerinin fiyatları baya yükseliyor. Neyse asıl sebep ise, Bilkom&#8217;un Türkiye&#8217;de sadece lojistik işini üstlenmesi, yani ürünlerin satışını yapmamasından kaynaklanmakta. Bilkom x fiyata ithal ettiği ürünleri (bunla ilgili ayrı bir hikaye var), doğal olarak üzerine kar vergi vs ile İndex Bilgisayar&#8217;a tedarik ediyor. Yani bana söylenene göre, Apple ürünlerinin kutusunda İndex Bilgisayar etiketleri var. Apple ürünlerinin satışını İndex Bilgisayar yapıyor Türkiye&#8217;de kısaca. E doğal olarak İndex Bilgisayar, Bilkom&#8217;dan x+(bilkom karı, vergiler vs.) liraya aldığı ürünün üzerine tekrar kendi karını ve muhtemelen vergileri koyarak son fiyat etiketini belirtiyor, ve bu da x + (bilkom karı, vergiler vs.) + (index bilgisayar karı, vergiler vs.) olarak bize sunuluyor.</p>
<p>İşte yukarıda yazılan bu sebepten dolayı Türkiye&#8217;de satılan iPhone, iPad, Macbook, iMac vb. Apple ürünleri deli fiyatlarla satılıyor. Sonuç olarak, 4 milyara ortalama bir iMac alıyorsunuz. Bunun en mantıklı çözümü ise bu ürünleri yurtdışından almak ya da getirtmek, bu sayede fiyatlar bir nebze daha ucuz oluyor, ama bunda da sorun Apple&#8217;ın uluslararası garantiyi sadece 1 sene olarak sunmasında yaşanıyor. Bunu da ancak, ekstra para vererek garanti uzatmak suretiyle aşabilirsiniz, sonuç olarak fiyat ne olur bilmiyorum ama muhtemelen Türkiye&#8217;deki Apple ürünlerinin fiyatından daha ucuz olacağı kesin.</p>
<p>Ya da çözüm olarak hiç Apple almamak en mantıklısı, aslında bıraksalar &#8220;bir hatemark olarak Apple&#8221; isimli bir kitap bile yazarım, o derece sevmem Apple&#8217;ı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/85-sudan-ucuz-applelar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adidas ayakkabı modelleri</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/81-adidas-ayakkabi-modelleri.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/81-adidas-ayakkabi-modelleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 15:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Markalar Diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[adidas]]></category>
		<category><![CDATA[adidas ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[adidas online mağaza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Herkes bilir, Adidas kaliteli ayakkabılar üretir (en azından bana göre öyle). Hatta farklı renk ve modellerde çok güzel ayakkabıları vardır, Adidas&#8217;ın online kataloğundan bakarken herkesin salyası akar, &#8220;bu ayakkabı ne süpermiş der vs.&#8221; Ama gel gör ki bu salya akıtan modeller Türkiye&#8217;de bulunmaz. Uzun uğraşlar sonucu birçok spor mağazası gezilir, ama hep aynı modeller vardır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/adidas.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/adidas-150x150.jpg" alt="" title="adidas" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-82" /></a>Herkes bilir, Adidas kaliteli ayakkabılar üretir (en azından bana göre öyle). Hatta farklı renk ve modellerde çok güzel ayakkabıları vardır, Adidas&#8217;ın online kataloğundan bakarken herkesin salyası akar, &#8220;bu ayakkabı ne süpermiş der vs.&#8221; Ama gel gör ki bu salya akıtan modeller Türkiye&#8217;de bulunmaz. Uzun uğraşlar sonucu birçok spor mağazası gezilir, ama hep aynı modeller vardır ve bu hayal kırıklığı yaratır. İşte bunun sebebini merak eden siz okurlar, ekranlarınıza daha da yaklaşın ve yazıyı okumaya devam edin&#8230;<br />
<span id="more-81"></span><br />
Yazıyı okumaya devam ettiğinize göre ekrandan uzaklaşabilirsiniz, gözler bozulmasın, sorun olur. Neyse, &#8220;neden bu modeller Türkiye&#8217;de yok Barbaros, anlat bize&#8221; dediğinizi duyar gibiyim, o zaman anlatıyorum :</p>
<p>İnternetten Adidas modelleri bakarken (Türk bir sitede), süper modeller gördüm, model adlarını yazdım ve en yakın Adidas mağazasına gittim, ve baktım, modellerden hiçbiri yok. Bu sefer başka bir spor mağazasına gittim ve beğendiğim modellerden birini buldum. Ve oradaki görevliye ben şu modelleri de beğendim, neden sizde bunlardan yok dediğimde şu cevabı aldım. &#8221; Her mağaza, satacağını düşündüğü modellerden sipariş eder. Eğer bu modelleri satamazsa, elinde kalır ve sorun yaratır&#8221; dedi. Yani o beğendiğiniz şekilli ayakkabıyı hiçbir mağazada bulamama şansınız var, bu durumda yapabileceğiniz 2 şey var :</p>
<p>1-) Artık pes edip gittiğiniz en son mağazadan beğendiniz bir modeli almak. Ki genelde tüm mağazalarda ağırlıklı olarak superstar modelleri var. Önü deniz kabuğu vs. hikayesi güzel de bana pek güzel gelmiyor. Bu modellerden alırsanız, muhtemelen sokakta her 2 kişiden birinde sizin ayakkabıdan göreceksinizdir.</p>
<p>2-) Beğendiğiniz ayakkabıyı gördüğünüz yerden alacaksınız, artık internet sitesinden ayakkabı siparişi vermeye ne kadar güvenirsiniz bilemem. İnternetten herşeyi sipariş eden biri olarak ayakkabı sipariş etmenin mantıklı olduğunu düşünmüyorum, tshirt sipariş ederim ama ayakkabının yeri farklıdır. Ayağınızda modelin güzel durmama, numarasının olmaması gibi durumlar var, ve sürekli kargo ile geri gönder yenisini al yapmak bir süre sonra bayar.</p>
<p>Adidasın bu durumda yapması gereken ise şudur: Türkiye için resmi Adidas Online mağazası. Çünkü, Türkiye&#8217;de satılan modellerin bir kısmı adidasın kendi sitesinde yok. O kadar komik durum, en azından Adidas, Türkiye&#8217;ye getirdiği modelleri bir yerde listelerse arasından seçim yapmak daha kolay olur, daha sonra da bulmak için mücadele ederiz. En son baktığımda Adidas&#8217;ın online mağazası yoktu.</p>
<p>Evet sayın okur, eğer siz de benim gibi aradığınız modeli bulamamaktan şikayetçiyseniz, atlayın gidip en yakındaki Adidas mağazasına ve beğendiğiniz ilk modeli alın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/81-adidas-ayakkabi-modelleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ordu&#8217;ya mektup</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/77-orduya-mektup.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/77-orduya-mektup.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 14:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[335. dönem]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Ordu , (şehir olan değil, TSK&#8217; nın Ordu&#8217;su ) Acemi birliklerinin açıklanmasına 4 gün kala, sana mektup yazmaya karar verdim. Malum 12 Ağustos&#8217;ta Ordu&#8217;ya teslim olacam, aradaki bekleme süreci gayet sıkıntılı geçiyor. Ben de, eline hiç ulaşmayacak olan bu mektubu yazayım, içimi dökeyim dedim. Zaten havalar sıcak, 335. kısa dönem kavrulacak bu yaz sıcağında,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/tsk.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/tsk-150x150.jpg" alt="" title="TSK" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-78" /></a>Sevgili Ordu , (şehir olan değil, TSK&#8217; nın Ordu&#8217;su )</p>
<p>Acemi birliklerinin açıklanmasına 4 gün kala, sana mektup yazmaya karar verdim. Malum 12 Ağustos&#8217;ta Ordu&#8217;ya teslim olacam, aradaki bekleme süreci gayet sıkıntılı geçiyor. Ben de, eline hiç ulaşmayacak olan bu mektubu yazayım, içimi dökeyim dedim. Zaten havalar sıcak, 335. kısa dönem kavrulacak bu yaz sıcağında, belki insafa gelirsin diye düşündüm.<br />
<span id="more-77"></span><br />
Merak ediyorsundur neden Ordu diye hitap ediyorum, ben de yeni öğrendim, adettenmiş Ordu demek. Malum, gençlerimiz zorunlu olarak askerlik yapıyor, &#8220;askere gidiyorum&#8221; demek yerine &#8220;Ordu&#8217;ya katılıyorum&#8221; demek daha havalı geliyormuş kulağa. İşte bu sebeple, biz gençler Ordu&#8217;ya katılıyoruz askere gitmek yerine. En azından içimiz rahatlıyor öyle diyince. Ordu derken neden baş harfini büyük yazıyorum diye soruyorsan eğer, tabi ki Ordu&#8217; nun saygınlığından dolayı öyle yazıyorum, küçük yazarak kutsal Ordu&#8217;ya hakaret edemem. </p>
<p>Neyse, bir sürü vatan evladı sana mektup yazıyordur, ondan dolayı ben kısa keseyim. Bu mektup eline geçmez dedim ama belli olmaz, eğer okursan çok uzun tutmayayım mektubumu. Senden ricam, mümkünse şöyle serin, pek sıcak olmayan bir yere gönder beni acemi birliğine, çok uzak olmasın İstanbul&#8217;dan, hatta İstanbul&#8217;da yaparım acemiliğimi, hiç düşünme nereye göndersem bu yavrucağı diye. Sabah pek erken kaldırmasan ne güzel olur, içtimaya da hergün yerine arada bir çıksam, çok da ayakta kalmiyim diyorum bu sıcakta, malum hava sıcak kafamıza güneş geçer falan. Ha bir de, çok koşmayalım, hiç sürünmeyelim, öyle selamlaşalım, ilkokuldaki gibi, &#8220;sağa dön, sola dön ileri marş&#8221; yapalım bir kaç saat. Sonra hemen içeri geçelim, ayakları uzatalım, dinlenelim. Kamuflajların rengine birşey demiyorum, çok asaletli duruyor tabi ki de, ama tshirt şeklinde kamuflaj varsa ben onlardan alabilir miyim ? Çok sıcak olur, içime atlet üstüne kamuflaj. Ayaklara da postal yerine sandalet giysem, hem ayaklarımı da vurmaz, koku derdi olmaz, hergün postal cilalamaya gerek kalmaz. Sakal konusunda da, biliyorum üst rütbeli askerlerimiz hergün üst baş, sakal kontrolü yapacak, ondan dolayı herkes serbest olsun. İsteyen top sakalla gezsin, isteyen kirli sakal bıraksın. Kısaca herşey güllük gülistanlık olsun, ha bir de dünyada barış olsun tabi ki.</p>
<p>Asker ocağı, ana ocağıdır derler, biliyorum sen bize çok kıyamazsın, hatta yukarda yazdıklarım konusunda muhtemelen haklı çıkacam. Malum ana ocağında saç sakal, tshirt, sandaletle gezmek gayet normal. Kimse kimseye bağırmıyor, herkes mutlu mesut geçiniyor.</p>
<p>Mektubuma burada son verirken, muhtemelen salı günü açıklanacak olan eğitim birliğim mümkünse deniz kenarı, serin bir yer olsun. Yukarda yazdıklarım da olursa valla sevaba girersin, hayır duası alırsın. Bir de kısa dönem olsun tabi ki, biliyorum biz mehmetçiklerin eğitime ihtiyacı var ama, ben çabuk öğrenirim, ondan hemen kaparım, kısa dönem yeterli olur bana.</p>
<p>Biricik mehmetçikten sevgilerle,</p>
<p>xoxox öptüm kib bye</p>
<p>Barbaros</p>
<p>Sevgili okur : Acemi birliğim belli olduğunda tekrar bir yazı yazacağım, bakalım isteğim kabul olacak mı.</p>
<p>Sevgili Ordu : Yukarıda yazdığım mektubu çok ciddiye almamanı rica ediyorum, havalar sıcak, sıkıntılıyım, içimden geldi yazıverdim, askerliğimi zehir etme mümkünse bu mektubumdan dolayı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/77-orduya-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burger King&#8217;e hijyen dersi</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/70-burger-kinge-hijyen-dersi.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/70-burger-kinge-hijyen-dersi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 14:53:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Markalar Diyarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Burger King gibi büyük bir firmaya hijyen dersi vermek sana mı düştü be&#8221; diyenlere selam ederim ilk önce. Cevap olarak, evet bana düştü demek istiyorum, çünkü gördüğüm kadarıyla Burger King çalışanları hijyene yeterince önem vermiyor, belki de Burger King çalışanlarına hijyen dersi vermiyor bile. Son zamanlarda yapmış oldukları ücretli sos olayından daha çok ses getirir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/burger-king.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/burger-king-150x150.jpg" alt="Burger King Logo" title="Burger King" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-71" /></a>&#8220;Burger King gibi büyük bir firmaya hijyen dersi vermek sana mı düştü be&#8221; diyenlere selam ederim ilk önce. Cevap olarak, evet bana düştü demek istiyorum, çünkü gördüğüm kadarıyla Burger King çalışanları hijyene yeterince önem vermiyor, belki de Burger King çalışanlarına hijyen dersi vermiyor bile. Son zamanlarda yapmış oldukları ücretli sos olayından daha çok ses getirir mi bilemem ama, kesinlikle hijyen, bedava soslardan daha önemli bence. Zaten Burger King çalışanlarının tavır ve tutumlarından bahsetsem ayrı bir yazı ortaya çıkar, bundan dolayı Burger King&#8217;in hijyen konusunda ne kadar dikkatli (!) olduğunu anlatmaya başlıyorum.<br />
<span id="more-70"></span><br />
Kasaya gidip, bağırıp çağıran kasiyerlerden birine siparişinizi vermeyi başardıysanız şanslısınız demektir. İçecek ne olsun sorusunu duyduğunuz zaman, kola dışında bir opsiyon söylerseniz (ben ice tea şeftali istiyorum genelde), muhtemelen kasiyer tepsiye yine de kola koyar, paranızı ödersiniz, masaya oturursunuz, pipeti içeceğe taktıktan sonra içmeye başlarsınız. Ama o da ne, ice tea şeftali istediğiniz halde, size kasiyer ice tea limon, ya da kola vermiştir bardakta. Sonuçta hepimiz insanız dedikten sonra bardağı alıp kasaya doğru yönelirsiniz. Boşta olan kasiyerlerden birine (ki bunlardan bulmak çok zordur), ben x içeceği istemiştim, bana kola vermişsiniz, bunu değiştirmisiniz dediğiniz zaman kasiyer memnuniyetle içeceğinizi değiştirir size istediğiniz içeçeği verir. </p>
<p>Herşeyin mükemmel gittiği bu olayda sorun şurada kaynaklanıyor, sizden alınan hatalı içecek, direk içecek makinasının oraya, daha önceden müşterilere verilmek için hazırlanmmış ya da değiştirilmiş diğer içeceklerin yanına gidiyor ve diğer müşterilere veriliyor. Buradaki ince noktayı farkettiniz mi ? Fark etmediyseniz anlatayım, benim, kendi pipetimle içtiğim içecek başkasına tekrar veriliyor, çöpe dökülmüyor ya da atılmıyor. Atılacak olsa, diğer içeceklerin arasına konmaz zaten değil mi Burger King ? &#8220;İçeceği içmeden hatalı olup olmadığını anlamak için tepedeki plastiği kaldır sen de&#8221; diyenlere soruyorum, şeftali ve limon aroması farkını renginden ayırt etmek mümkün müdür acaba ? </p>
<p>Sonuç olarak, Burger King, başkasının içtiği ya da içmediği (artık o müşteriye kalmış), içeceği geri alıp, üzerine ekleme yaparak ya da yapmadan, hatta tepesindeki plastiği değiştirerek ya da değiştirmeden, başka müşteriye bu içeceği veriyor. Eğer içecek içildiyse, kişisel vücut sıvınız (tükürük), pipet aracılığıyla içeceğe geçiyor ve başkası bu içeceği içiyor. Ya da içmeden, içeceğin içine birşeyler katıp (artık orası sizin yaratcılığınıza kalmış) iade ettiğiniz zaman, bu içecek yine başkasına veriliyor. Ve doğal olarak bu durum, ciddi bir hijyenik sorun ortaya çıkartıyor.</p>
<p>Artık, Burger King çalışanlarını bu konuda eğitmiyor mu, yoksa eğittiği halde çalışanları bu duruma özen mi gösteriyor bilemeyecem ama, Burger King&#8217;den açık içecek alma konusunda iki kere düşünecem bundan sonra. </p>
<p>O zaman Burger King sloganını değiştiriyorum ve &#8220;Hijyen seni çağırıyor, Burger King&#8221; diyerek yazımı bitiriyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/70-burger-kinge-hijyen-dersi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;dan sevgilerle&#8230;</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/60-istanbuldan-sevgilerle.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/60-istanbuldan-sevgilerle.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 22:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;la ilgili düşüncelerimin ve hislerimin tamamını anlatmak istesem heralde gerçekten uzun bir yazı ortaya çıkar. Bundan dolayı az ama öz yazmayı deneyecem. Doğma büyüme İstanbul&#8217;lu biri olarak bu şehrin bana hissettirdikleri diğer insanlara hissettirdiklerinden biraz daha farklı olacaktır büyük bir ihtimalle. Gerçi artık İstanbul&#8217;un adını bilmeyen, hatta gezip görmeyen bile yok. O kadar popüler bir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/06/123a84aa0144637bc7f2cc1aad19562d-1.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/06/123a84aa0144637bc7f2cc1aad19562d-1-150x150.jpg" alt="" title="Kız Kulesi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-61" /></a> İstanbul&#8217;la ilgili düşüncelerimin ve hislerimin tamamını anlatmak istesem heralde gerçekten uzun bir yazı ortaya çıkar. Bundan dolayı az ama öz yazmayı deneyecem. Doğma büyüme İstanbul&#8217;lu biri olarak bu şehrin bana hissettirdikleri diğer insanlara hissettirdiklerinden biraz daha farklı olacaktır büyük bir ihtimalle. Gerçi artık İstanbul&#8217;un adını bilmeyen, hatta gezip görmeyen bile yok. O kadar popüler bir şehir ki, adı metropol oldu, kimilerine göre ise başlı başına bir ülke. İstanbul&#8217;u görmek için gelen yerli yabancı bir sürü insan var, tam olarak rakamı bilmesem de İstanbul&#8217;da kısa bir tur atarsanız rakam hakkında ufak bir fikriniz olabilir. Hatta İstanbul&#8217;a aşık olup, kendi ülkesini bırakıp İstanbul&#8217;a yerleşen, başka şehirden İstanbul&#8217;a göç edenler bile var, o derece popüler bir şehir anlayacağınız. 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilerek de popülerliğini resmileştirmiş oldu.</p>
<p>Dediğim gibi doğma büyüme İstanbul&#8217;luyum, ömrümün 1.5 senesini yurtdışında yaşayarak geçirdim, hani başka ülkeleri anlata anlata bitiremeyiz ya, ilk başta gerçekten de öyle oluyor. Ama daha sonra asıl yaşadığım şehri, İstanbul&#8217;u özlemeye başladığımda kıyaslamalar da başlamış oluyor. İstanbul&#8217;da olsa böyle olur, şöyle olur gibi. Zaten tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı misali İstanbul&#8217;a döndüm 1.5 sene sonra. İlk başlarda, o her gün üzerinizden geçtiğiniz Boğaz Köprü&#8217;sü, yürüdüğünüz yollar tekrar anlam kazanıyor, hayat sıradanlaşmaya başladığında ise İstanbul&#8217;a ait güzellikleri unutuyorsunuz, ah be şu trafik, nasıl kalabalıktır bu yahu diyerek şikayet ediyorsunuz. Bu sorunu ben şöyle çözdüm, arada derin bir nefes alıp, nerede olduğunuz farketmez, tekrar etrafınıza bir göz attığınızda İstanbul&#8217;da yaşamanın güzelliklerini farkediyorsunuz. Başka ülkeden gelince İstanbul&#8217;un değeri artıyor orası kesin, peki ya başka bir şehre gittiğinizde neler oluyor ? 2 sene üniversite sebebiyle İstanbul dışında yaşamak zorunda kaldım, öyle daha da zor oluyor, iki haftada bir İstanbul&#8217;a gitmek yeterli gelmiyor.</p>
<p>Uzun lafın kısası, nerede olursanız olun, nereye giderseniz gidin, dönüp dolaşacağınız yer İstanbul olacaktır, hemen olmasa bile kıyaslama yapmaya başladığınız zaman İstanbul&#8217;u ziyaret etmenin vakti gelmiş demektir. Yazımı burada bitirirken İstanbul&#8217;da gezilip görülmesi gereken yerlerden biri olan Kız Kulesi&#8217;nin kendi çektiğim fotoğrafını ekliyorum. Kız Kulesi ve daha nice yer var İstanbul&#8217;da görülmesi gereken, onlardan da bahsedersem yazının ne kadar uzayacağını siz düşünün. Neyse, siz Kız Kulesi&#8217;nin fotoğrafına bakıp her nerede olursanız olun İstanbul&#8217;u bir kez daha hatırlayın.</p>
<p>İstanbul&#8217;dan sevgilerle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/60-istanbuldan-sevgilerle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eskişehir izlenimlerim</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/52-eskisehir-izlenimlerim.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/52-eskisehir-izlenimlerim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 13:10:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gördüm Geçirdim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Tam yazı dizisi kıvamında oldu blogum, hikayenin başını merak edenler bir önceki &#8220;Ankara&#8217;dan kısa kısa&#8221; yazımı okuyabilirler. Yok biz Eskişehir görüşlerini merak ediyoruz derseniz buyrun devam edelim buradan: AŞTİ&#8217;ye gidince otobüs firmalarının gişesine yöneldim, dedim Eskişehir&#8217;e kesin bilet vardır, cuma akşamı kim gider ki. Aksine herkesin gideceği tutmuş, otobüslerde yer yok. Ucuz bilet diye etrafta]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/eskisehir.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/eskisehir-150x150.jpg" alt="Eskişehir" title="eskisehir" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-53" /></a>Tam yazı dizisi kıvamında oldu blogum, hikayenin başını merak edenler bir önceki &#8220;Ankara&#8217;dan kısa kısa&#8221; yazımı okuyabilirler. Yok biz Eskişehir görüşlerini merak ediyoruz derseniz buyrun devam edelim buradan: AŞTİ&#8217;ye gidince otobüs firmalarının gişesine yöneldim, dedim Eskişehir&#8217;e kesin bilet vardır, cuma akşamı kim gider ki. Aksine herkesin gideceği tutmuş, otobüslerde yer yok. Ucuz bilet diye etrafta gezinen adamlardan biri kalkacak otobüs var, ona yetiş sen dedi. Sırtımda 9.3 kiloluk çanta ile (hava alanında uçağa binmeden önce tarttırmıştım), üzerimde gömlek, kumaş pantalon ve ayakkabı AŞTİ&#8217; de koşturan bir manyak gördüyseniz, işte o bendim. Koşturarak otobüse yetiştim, tek kişilik yer kalmış, hemen geçtim oturdum. 3 saatlik bitmeyen yolculuğun ardından Eskişehir&#8217;e vardım. Bu arada otobüsler artık iyice modern olmuş, en dandik otobüste bile koltuğun arkasında ufak televizyon var, istediğin şeyi izleyebiliyorsun, ben 2 tane film izledim giderken. <span id="more-52"></span></p>
<p>Eskişehir&#8217;de indim, terminalden çıktım, taksi durağını buldum. Söylemeyi unuttum, Eskişehir&#8217;e ilk gelişim bu. Taksiye bindim, gece taksiye binerseniz pazarlık yapın diyorlar, aynı İstanbul mantığı, kaldığım otele doğru yola çıktım. Otele geldim, Sercan&#8217;la görüştüm, oda sorununu güç bela çözdük sonra da hadi bi etrafa bakalım dedik ve dışarı çıktık.</p>
<p>Saat 3 &#8216;de Eskişehir ölü bir şehir haline geliyor, etrafta çok az insan var. Dedik barlar caddesinde aksiyon vardır, ama cadde kapanmış, zifiri karanlık. Bu arada Eskişehir&#8217;de bol bol kaybolduk. Sercan ve bende de Google Maps kullandığımız Gps destekli telefon var fakat ikimiz de harita okumayı beceremediğimiz için adresi başkalarına sorduk. Gece 3&#8242;de ellerindeki telefona yakın çekim yapıp küfreden birini gördüyseniz işte ben ve Sercan&#8217;dık o kişiler. Eskişehir halkı çok nazik, insanlar güler yüzlü, adres sorduğumuz zaman herkes yolunu değiştirip gideceğimiz yere kadar bize eşlik etti. Eskişehir ucuz aynı zamanda, gece hayatı pahalı o ayrı. Sabah kalkıp kahvaltı için Acıktım&#8217;a gittik, normalde mekan adı vermem ama beğendiğim yerler olunca işler değişir. Acıktım&#8217;da kahvaltı ettikten sonra, ki fiyatlar çok makuldu, Cafe del Mundo&#8217;da bira ve laptop keyfi yaptık. Zaten garsonlar bile öğrenci, güler yüzlü, muhabbet düşkünü insanlar. 5 6 saat bira içip laptop keyfi yaptıktan sonra, otele geri dönüp gece hayatı için cici bicilerimizi giydik ve dışarı çıktık.</p>
<p>Eskişehir kadın nüfusu bakımından baya yoğun bir şehir, yani sokakta erkekten çok kadın görmeniz gayet normal. Zaten şehrin büyük bir kısmı öğrenciden oluşuyor. Ama buna rağmen, mekanlarda damsız girilmez denen saçma kuraldan var. İstanbul&#8217;u aratmıyor yani. 2 3 yeri denedikten sonra sonunda bir mekana girebildik, giriş 15 lira öğrenci, 25 lira tam, bira 10 lira, tekila shot 8 lira, tam İstanbul ayarında yani. Girdiğimiz yeri pek beğenmedik, etraftaki erkeklerin %99 unun kurtlar vadisinden fırlama tipler olması belki de bunda baskın etkendi. Şıkıdım kızların yanında polat alemdar tipleri görmek üzücü tabi, hatta Skoda&#8217;nız varsa kralsınız Eskişehir&#8217;de o derece. Neyse, uzun lafın kısası, mekan sarmadı, atlayıp taksiye otele geri döndük. Yolda şikayetimi dile getirdiğim taksi şöförü, abi onlar öğrencilerdir, Eskişehir&#8217;in kızları akıllıdır, öyle tiplerle takılmaz dedi ama doğruluk payını bilemeyecem.</p>
<p>Ertesi gün Eskişehir&#8217;deki ikinci ve son günümdü, Sercan&#8217;ın 7. günü filandı galiba, onun hikayesi ayrı. Otelden ayrıldık, otobüs garına gittik, içinde bitirme projemin olduğu USB belleği otelde unutunca otele geri dönüp onu almak zorunda kaldım. Yine bir son dakika otobüsüyle İstanbul&#8217;a doğru yola çıktık.</p>
<p>Kıssadan hisse, Eskişehir, gidip görülebilecek hoş, güzel, gayet modern bir şehir. Arada ufak kaçamaklar yapıp İstanbul&#8217;dan uzaklaşmak iyi oluyor. Ama maalesef gece hayatı konusunda aynı şeyi söyleyemem. Bir terslik olmazsa uzunca bir süre Eskişehir&#8217;e gitmeyi düşünmüyorum. Bakalım sırada hangi şehri ziyaret edecem&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/52-eskisehir-izlenimlerim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara macerasından kısa kısa</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/43-ankara-macerasindan-kisa-kisa.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/43-ankara-macerasindan-kisa-kisa.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 12:35:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gördüm Geçirdim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[O kadar sene oldu, toplasan Ankara&#8217;ya 5-6 kere gitmişimdir. İlk gitme tarihim ve sebebim, çoğu kişide aynıdır bu sebep muhtemelen, Anıtkabir ziyaretidir. Anıtkabir&#8217;e gidilir, etraf görülür, gezilir, anlamı, önlemi dinlenir, ondan sonra da kalan vakitte şehir gezilir. İlkokul 5&#8242;te gitmiştim sanırım ilk kez Ankara&#8217;ya, o zamandan aklımda pek birşey kalmadı ama, ince uzun bir binanın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/ankara.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/ankara-150x150.jpg" alt="" title="ankara" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-44" /></a>O kadar sene oldu, toplasan Ankara&#8217;ya 5-6 kere gitmişimdir. İlk gitme tarihim ve sebebim, çoğu kişide aynıdır bu sebep muhtemelen, Anıtkabir ziyaretidir. Anıtkabir&#8217;e gidilir, etraf görülür, gezilir, anlamı, önlemi dinlenir, ondan sonra da kalan vakitte şehir gezilir. İlkokul 5&#8242;te gitmiştim sanırım ilk kez Ankara&#8217;ya, o zamandan aklımda pek birşey kalmadı ama, ince uzun bir binanın tepesindeki balkona asansörle çıkıp, oradan tüm Ankara&#8217;yı kuş bakışı şekilde görmüştük. (O binanın adı Atakule&#8217;imiş, şimdi hatırladım) Manzara muhteşemdi, kenardan aşağı baktığımda bir garip oldum, sanırım ilk kez yükseklikle aramın pek iyi olmadığını o zaman anladım.<span id="more-43"></span></p>
<p>Ankara&#8217;yı pek sevmem aslında, nedenini bilmiyorum, belki de hep İstanbul&#8217;la kıyaslandığı içindir, ya da şehrin pek gelişmemiş olduğunu düşündüğümden dolayıdır. Zaten Ankara&#8217;ya senede bir giderim, konsolosluk resepsiyonu bahanesi ile, gitmeden önce de düşünürüm Ankara&#8217;ya gidip de napıcam ki, kimseyi tanımam (tanıdığım 3-5 kişi var tamam itiraf ediyorum) , napılır bilmem. Zaten 06 plakalıları da İstanbul&#8217;da pek sevmezler, daha doğrusu İstanbul&#8217;lular pek sevmez (doğma büyüme İstanbul&#8217;lu olanlar). Trafikte kötü araba kullanır derler, gerçekten de öyle bence.</p>
<p>Neyse, kısa kısa dedik ama yazı uzadı yine. Yine bir konsolosluk daveti ile Ankara&#8217;ya gidiyorum, e doğru düzgün giyinmek gerektiği için de, uzun kollu gömlek, kumaş pantalon ve düzgün ayakkabılarımı giymem gerekiyor. Normalde, bütün sene, kış dahil, kot pantalon, spor ayakkabı ve tshirt giyen biri olarak bir günlük olsa bile resmi giyinmek çok zor oluyor. Hadi bir şekilde giyindim, hava zaten sıcak, onu geçtim, en büyük sorun gömleğin kırışması. Normalde ütüye gerek olmadığını düşünen biriyimdir ama gömlek kırışırsa işler değişir. Bir de davete gidecez zaten, kırışık gömlekle olmaz. Hele otobüsle Ankara&#8217;ya gidilirse, o yolculuk hiç bitmez, geçen her dakika gömlekte yeni bir kırışığa sebep olur. Bu sefer uçakla gitmeye karar verdim, oradan da otobüsle Kızılay&#8217;a gidecektim, sonra da 18&#8242;e kadar vakit öldürecektim. Ondan sonra da otobüsle resepsiyona gidecektim (Ankara&#8217;da olunca heryere otobüsle gitmek lazım, araba yok)</p>
<p>Uçak saatleri ters olduğu için, ya çok erken gidecektim, ya da ucu ucuna yetişecektim, ben erken gitmeyi tercih ettim. Ankara&#8217;dan bir arkadaştan rica ettim, kırmadı beni sağolsun, arabasıyla geldi aldı beni, birkaç saat oyalanırız diye düşündüm, bütün gün oyalandık. Beypazarı&#8217;na gittik yemek yemeye, muhabbet vs. diyerekten saatler hızlıca akıp gitti. Beypazarı&#8217;da güzel yermiş bu arada, turistik mekanmış da. Ankara&#8217;dan 1 saat uzaklıkta. Eriştesi meşhurmuş, sonradan öğrendim. Oradan davetin olduğu yere gittik arabayla, davete ya da resepsiyona, neyse artık, ona katıldım. Yeni insanlarla tanıştım, güzel yemekler yedim, sonra çıkışta arkadaşım tekrar aldı AŞTİ&#8217;ye bıraktı beni.</p>
<p>AŞTİ&#8217;yi de sevmem ben, geçen sene otobüs beklerken oturduğum sandalyede görmediğim bir ciklet tabakası olduğu için tüm pantalonum ciklet olmuştu. Bu sefer beklemeyecektim ama, Eskişehir&#8217;e başka bir arkadaşımın yanına (ismimi yaz olum, bedava reklam olsun dedi, yazayım, <a href="http://www.sercanturk.com">Sercan Türk</a>&#8216;ün yanına) gidecektim. Bundan sonrasını yeni yazıda anlatacam, kısa kısa dedim ama gerçekten çok uzattım çünkü &#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/43-ankara-macerasindan-kisa-kisa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhabbet güzel şey</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/36-muhabbet-guzel-sey.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/36-muhabbet-guzel-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 10:47:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tavsiye Ediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[meze]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[rakı sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[yeni rakı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Adam gibi muhabbetten daha güzeli var mı bu dünyada ? Cevabı ben vereyim, aslında yok. Ama muhabbetin de kalitelisi önemli tabi. Her şeyin başında doğru düzgün konuşabileceğin, sevdiğin insanlar olmalı etrafında. Zorunlu olmasa da muhabbetin en koyusunu yaratmak için ortak şeyler yaşadığınız kişilerin yanınızda olması aslında en iyisi. Böylece herkes kendi yaşadıklarını anlatırken muhabbetin belirli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/raki1.jpg"><img src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/raki1-150x150.jpg" alt="" title="raki" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-39" /></a>Adam gibi muhabbetten daha güzeli var mı bu dünyada ? Cevabı ben vereyim, aslında yok. Ama muhabbetin de kalitelisi önemli tabi. Her şeyin başında doğru düzgün konuşabileceğin, sevdiğin insanlar olmalı etrafında. Zorunlu olmasa da muhabbetin en koyusunu yaratmak için ortak şeyler yaşadığınız kişilerin yanınızda olması aslında en iyisi. Böylece herkes kendi yaşadıklarını anlatırken muhabbetin belirli bir kısmında herkes birlikte &#8221; evet, böyle böyle yapmıştık, taa nerden nereye diyebilsin.&#8221; Bunun dışında muhabbetin konusu da kalitesine etki eder. Günlük hayatta bakkal Hayri Amca ile birlikte konuştuğunuz şeylerden muhabbet etmek belli bir süre sonra size zevk vermez. En güzeli sizde daha çok hatırası olan fakat sadece bazı kişilerle paylaştığınız konulardan bahsetmektir. Bu sayede muhabbetin tadı daha bir güzel olur, tadından yenmez.</p>
<p>Muhabbet etmek için gereken kişileri etrafımıza topladığımıza göre, bir de bu muhabbetin yapılacağı ortam olması gerekir. Ne çok sessiz sakin, ne de çok gürültülü. Yani 5 &#8211; 6 kişi toplanıp (daha az ya da daha çok da olabilir tabi) bara giderseniz, hele ki Cumartesi akşamı ise, bulunduğunuz barda kimse kimseyi duymaz, herkes kendi başına konuşur, kısaca onun adı muhabbet olmaz. Biri der ki &#8220;abi yandaki kıza bak&#8221;, öbür arkadaşınız ise garsona sipariş vermeye çalışır. Burada bizim kültürümüz devreye giriyor aslında. Buraya kadar yazı azıcık uzadı ama işte asıl nokta burası. &#8220;Rakı sofrası&#8221; kültüründen bahsediyorum tabiki de. Sevdiğiniz, muhabbetin dibine vurabileceğiniz insanlarla aynı masada bulunduğunuzda masada olması gereken en önemli şey &#8220;rakı&#8221;dır tabi ki. Herkesin damak zevki farklıdır tabi ama en azından ben &#8220;Yeni Rakı&#8221; dan şaşmam. </p>
<p>Neyse arkadaşlarımızı masaya topladık, muhabbet konusu tamam, &#8220;Yeni Rakı&#8221; mızı da masaya koyduk, eksik kalan şey, masayı düzgün bir şekilde donatmaktır. Burada yukarda bahsettiğim rakı kültümüz devreye giriyor. Bir rakı masasında, kesintisiz muhabbet olması için gereken şeyler, bolca meze, kavun, beyaz peynir ve balıktır. Bu tabi kısa bir liste, zevke göre, uzayabilir, ki mutlaka da uzayacaktır. Bu sayede kaliteli ve kesintisiz bir muhabbet için gereken şartları sağlamış bulunuyoruz. Bundan sonra yapılacaklar ise &#8220;Yeni Rakı&#8221; mızın tadını çıkartarak muhabbete dalmaktır. Bu arada söylemeyi unuttum, rakı masamızın manzarası varsa, daha da kral olur aslında. </p>
<p>Bu mutlu tabloyu bozabilecek tek şey ise masadaki &#8220;Yeni Rakı&#8221; nın bitmesidir, ama merak etmeyin, garsona işaret edersiniz hemen size &#8220;Yeni Rakı&#8221; getirir tekrardan, ya da birinin masayı kısa bir süreliğine terkedip &#8220;Yeni Rakı&#8221; getirmesi gerekir, ondan sonra muhabbet kaldığı yerden devam eder.</p>
<p>Sonuç olarak, muhabbet güzel şey&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/36-muhabbet-guzel-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vodafone reklamın kulağına su kaçırırsa</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/16-vodafone-reklamin-kulagina-su-kacirirsa.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/16-vodafone-reklamin-kulagina-su-kacirirsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 19:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[vodafone]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[&#8230; hiç de güzel şeyler olmaz aslında. Zira bunun örneğini bugün gördük. Nerelerde gördük diyenler için ise aşağıda reklamların resimlerini ekleyecem.  Yani siz de vodafone reklamlarını görebileceksiniz ama reklamlar tüm sayfanızı kaplamayacak. Evet, Vodafone tam sayfa reklam vermiş bazı sitelere. Gayet normal reklam bu, parasını veriyorsa vs. yorumları yapmadan önce şuna da dikkat etmek gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-logo.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-17" title="Vodafone Logo" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-logo-300x242.jpg" alt="" width="180" height="145" /></a></p>
<p>&#8230; hiç de güzel şeyler olmaz aslında. Zira bunun örneğini bugün gördük. Nerelerde gördük diyenler için ise aşağıda reklamların resimlerini ekleyecem.  Yani siz de vodafone reklamlarını görebileceksiniz ama reklamlar tüm sayfanızı kaplamayacak. Evet, Vodafone tam sayfa reklam vermiş bazı sitelere. Gayet normal reklam bu, parasını veriyorsa vs. yorumları yapmadan önce şuna da dikkat etmek gerekiyor. O tam sayfa reklamların &#8220;Kapat&#8221; yazılı bir yazısı var tıklayınca reklam kapanıyor, ama Vodafone reklamlarında öyle birşey yok.<span id="more-16"></span></p>
<p>
Anlayacağınız üzere Vodafone webaslan , sinemalar,  sporx, uludagsozluk, komikler, izlesene, ortakantin sitelerine tam sayfa ilan vermiş. Tabiki de reklamı kapatma ya da es geçme tuşu olmadan. Ve zaten bunu büyük bir pişkinlikle dile getirmişler.  Bu sitelere verilen reklamları aşağıda görebilirsiniz.<br />
<br />
<a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-uludag.png"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-24" title="vodafone-uludag" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-uludag-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a> <a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-sporx.png"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-23" title="vodafone-sporx" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-sporx-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a> <a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-sinemalar.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-22" title="vodafone-sinemalar" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-sinemalar-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-ortakantin.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-21" title="vodafone-ortakantin" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-ortakantin-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-komikler.gif"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-20" title="vodafone-komikler" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-komikler-150x150.gif" alt="" width="150" height="150" /></a> <a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-izlenese.png"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-19" title="vodafone-izlenese" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-izlenese-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a> <a href="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-webaslan.png"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-18" title="vodafone-webaslan" src="http://barbaros.gen.tr/wp-content/uploads/2010/01/vodafone-webaslan-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a><br />
<br />
Cep telefonu iletişim sektörü devi Turkcell &#8216;in bile böyle deli cesareti gösteremediği bir reklam çeşidinde Vodafone&#8217;u kutluyorum. Yiğidi öldür hakkını yeme hesabı. Fakat her reklamda olan geri bildirim olayı acaba Vodafone&#8217;nun bu reklamında nasıl olacak. Bugün uludağ sözlüğe baktım da, Vodafone ile ilgili baya şey yazılmış. Evet reklam başarılı olmuş, tebrikler Vodafone&#8230;. dur bir dakika  (bandı geriye sarma efekti)  Uludağ sözlükte bu reklamdan tiksinen o kadar çok kullanıcı var ki  ( bu arada dikkatinizi çekmediyse Uludağ sözlük 1 saatliğine kapanmış bu reklamla) birçok olumsuz entry yazılmış. Arada reklamı sevdiğini belirtenler var ama ağırlıklı olarak : Vodafone&#8217;dakilerin kulağı çok çınlayacak o derece sövdüm, bu kadar da yapılmaz Vodafone, hatta Cem Yılmaz&#8217;ın lafı vardır  ben isterim ki ailem bu olaya karışmasın ama evet Vodafone&#8217;da aile de karışmış bu reklam olayına, o derece kızgınlar yani. Hatta 1 hafta süreyle hesap dondurma eylemi yapmayı planlayanlar vardı.<br />
<br />
Bu reklamı yayınlayan siteler hakkında birşey deme lüksüne sahip değilim, sonuçta site sahiplerinin kararı, ama bu sitelerin sahipleri ziyaretçilerinden nasıl tepki gördü o kadarını az çok tahmin edebiliyorlardır.<br />
<br />
İşin özü, reklamda bir ürün ya da hizmet tanıtılır, reklamı sevmeyenler olabilir ama Vodafone bu konuda çok ileriye gitmiş. Çoğu kişi Vodafone markasından nefret eder duruma gelmiş bu reklam sayesinde. Kısaca sanırım istedikleri etkiyi yaratamadı Vodafone, tabi ki olumsuz etki ile iz bırakmak istiyorlarsa orası ayrı.<br />
<br />
Son olarak reklam hakkında kendi yorumumu da aşağıdaki Like ve Hate kısmında yapar ve bu konuyu kapatırım.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;"><br />
Love :</span> </strong>İddialı bir reklam şekli olmuş.  Bildiğim kadarıyla şimdiye kadar bu kadar sert bir reklam yapan firma yok. En azından hiçbir marka reklam yaparken insanların asıl istedikleri şeye erişmesini engellemedi.</span></span></p>
<p>
<span style="color: #ff0000;"><strong><br />
Hate :</strong> </span>Azıcık aşırıya kaçan bir reklam çeşidi, amaç bu olsa bile bence bu reklam Vodafone için artı değil büyük bir kayıp olacaktır.</span></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><br />
Yorumum :</strong></span> Bence Vodafone&#8217;un bu tarz bir reklam yapmadan önce kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor. En azından önce şu baz istasyonları, kapsama alanları, konuşmadaki ses kalitesi olaylarını düzeltmesi gerekiyor. Hatta konuştuğu sırada hatların karıştığını, yani Ayşe teyze ile konuşurken araya Mehmet amcanın girdiğini söyleyen bile var. </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/16-vodafone-reklamin-kulagina-su-kacirirsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tembellik zor zanaat</title>
		<link>http://barbaros.gen.tr/14-tembellik-zor-zanaat.html</link>
		<comments>http://barbaros.gen.tr/14-tembellik-zor-zanaat.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 00:06:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Barbaros</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gördüm Geçirdim]]></category>
		<category><![CDATA[paso]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tembellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://barbaros.gen.tr/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Yazmayalı baza uzun bir süre olmuş şaka maka, 23 Mayıs&#8217;tan bugüne kadar boşlamışım blogu. Hiç yakıştıramadım kendime aslında, ama beni biraz tanıyan ne kadar maymun iştahlı olduğumu bilir, açmışım blogu yazmışım iki üç tane yazı, ohh gel keyfim gel. Tabi olmaz böyle, nereye kadar sallayabilirim ki yapmam gereken işleri. Yumurtanın kapıya dayanması lafına inanırım, sık]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazmayalı baza uzun bir süre olmuş şaka maka, 23 Mayıs&#8217;tan bugüne kadar boşlamışım blogu. Hiç yakıştıramadım kendime aslında, ama beni biraz tanıyan ne kadar maymun iştahlı olduğumu bilir, açmışım blogu yazmışım iki üç tane yazı, ohh gel keyfim gel. Tabi olmaz böyle, nereye kadar sallayabilirim ki yapmam gereken işleri. Yumurtanın kapıya dayanması lafına inanırım, sık sık başıma da gelir.  Neyse uzunca bir aradan sonra tekrar bloguma dönmüş bulunuyorum, sanki gidebileceğim başka yer var da &#8230;.</p>
<p><span id="more-14"></span></p>
<p>Dükkanlar, mağazalar vs. camlarına yazı yapıştırırlar, o yazı ya tadilattayız olur ya da  100 metre ileri taşındık. Taş çatlasa 250 metreden uzağa taşınmaz hiç bir dükkan. Mesela Kadıköy&#8217;deki bir dükkanın camında şöyle bir kağıt var : &#8220;Taşındık, yeni yerimiz Cihangir&#8217;de &#8220;. Kim bilir ne kadar yol katetmişsindir o dükkana gitmek için, onlar ise gidip nereye taşınmışlardır. Hani 250 metre ilerisi, cami yanı filan kabul edilebilir de arkadaş Cihangir&#8217;e neden taşınıyorsun?</p>
<p>Uzunca bir süre kapalı kalan dükkanlar açılışlarını büyük bir şenlikle kutlar, işte 5 ay sizden ayrı kaldık, alın bol bol indirim, bedava patates börek çörek, gözünüzü boyuyoruz. Saldırır insanlar da dükkana, eğer kıyafet vs. satılıyorsa hele, tam bir izdiham yaşanır, teyze alır eline ayakkabıyı, bakar 100 lira, tabi her tarafta %50 indirim yaptık, şok damping filan yazar. Neyse, teyze alır eline ayakkabıyı, bakar fiyatı 100 lira, aaa çok ucuz der, ben 5 ay önce bu dükkana gelmiştim o zaman da 100 liraydı, 5 ayda herşeye zam geldi ama bunlar indirim yapmışlar der alır ayakkabıyı kasaya koşar. İşte ben kendi blogum için öyle birşey yapmayacam. 1 sene önce neyse şimdi de o, 1 senelik ayrılık sırasında site ile ilgili bişeyler düşündüm mü, yoo ona da hayır. Bir kere tema değiştirdim sadece, o da sayılmaz zaten fasulye misali.</p>
<p>Sözün özü, 1 sene sonra tekrar karşınızdayım ama pek birşey değişmedi, en azından blog ile ilgili değişmedi. Belki de değişmiştir, ben bilmiyorumdur. Kendim hakkında bir sürü şey değişti orası kesin, zamanla (birer sene arayla değil tabi) onlardan da bahsedecem. Kısaca bloga daha çok önem verecem, tembelliği bırakacam, silkinecem kendime gelecem. Tembel olmak gerçekten zormuş, onu anladım, 4 ay doya doya yaz tatili yaptıktan sonra ben kendime gelemedim, hala aynı hayal aleminde yaşıyorum, bu hiç de güzel birşey değil tabi ki.</p>
<p>Değişikliklerden bahsetmişken, hepsi yavaş yavaş olacak, ama ufak bir teaser vereyim de salyalarınız aksın, hani blogumda yazdığım Pasoyu Keserler yazım var ya, yine benzer bir olay oldu. Bu sefer pasoyu kimse elimden almadı, ben kendim otobüste düşürdüm. Yani koskoca 1 senede pasomu kaybetmedim sadece ama nedense hep paso ile ilgili olaylar beni buluyor.</p>
<p>Kendinize iyi bakın (kime diyorum ben de bilemedim)</p>
<p>Barbaros</p>
<p>(mektup yazar gibi oldu da neyse)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://barbaros.gen.tr/14-tembellik-zor-zanaat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
